Mezradaki Picasso

Mezradaki Picasso

 

Öğretmenliği sadece meslek olarak görmeyen, hayatının merkezine koyan ve öğrencilerinin topluma faydalı birer birey olması için büyük fedakarlıklarda bulunan 5 köy öğretmeni, Köy Okulları Değişim Ağı’nın (KODA) Sabancı Vakfı’yla düzenlediği Kırsalda Eğitim Konferansı’nda çarpıcı tecrübelerini anlattı.

Pandemiyle birlikte başlayan uzaktan eğitim sürecinde, internet ve televizyona erişimde sorunlar yaşayan öğrencilerinin derslerinden geri kalmamaları için büyük özveriyle çaba gösteren; Diyarbakır’dan Nevzat Can ve Tuğçe Çağık, Elazığ’dan Şeyma Gür, Muş’tan Tuğba Harmankaya ve Alanya’dan Fatma Ayan öğretmenler, yaşadıklarını dile getirdi.

KÖYDE ÇALIŞMAK DEZAVANTAJ MI?

Köyde öğretmen olmanın nasıl bir deneyim olduğunu, 15 yıldır Diyarbakır Yenişehir Güzel İlkokulu’nda öğretmenlik yapan Nevzat Can yanıtladı.

Köyde öğretmen olmaktan hiçbir zaman şikayet etmeyen, merkezdeki okullara göre daha fazla öğrenciye sahip olan ve köy okullarındaki kısıtlı imkanlara rağmen 36 öğrencisi olan Nevzat öğretmen köyde öğretmen olmayı şöyle anlattı:

“Köydeki veli ve öğrenciler ile güçlü bir aidiyet kurduğumuz ölçüde başarılı olabiliriz. Eğitim, velilerimizin birinci önceliği olmasa da yaptığım çalışmalarla öncellikli hale getirmeye çalışıyorum. Okulda uluslararası eTwinning Projeleri yürütmem, velilerin de okula bakışını değiştirdi. Köyde çalışmak bir dezavantaj değildir. Köy demek çok farklı fırsat ve imkanlar demektir.”

YARDIMA MUHTAÇLAR MI?

Geçtiğimiz yıl öğrencilerinin aktif katılımıyla yürüttükleri üç projenin “Avrupa ve Ulusal Kalite Etiketi Ödülü” vurgulayan Nevzat öğretmen şöyle devam etti:

“Bu sene çocuk hakları alanında kuruculuğunu yaptığım, 54 okul 1500 öğrenci ile birlikte yürüttüğümüz, ‘Haklarımı Öğreniyorum’ projesiyle etkinlikler yaparak çoçuklara haklarını öğrettik. 32 okul ile birlikte demokratik katılım konusunda yürüttüğümüz ‘Gelecek Ellerimizde’ projemiz ile mahallenin ve okulun sorunlarını tespit edip kaymakamlık ve belediye gibi makamları ziyaret ederek dilekçelerini teslim ettik. Yetkililer öğrencilerimizin taleplerini karşılama sözü verdi. 15 ülkeyle birlikte yürüttüğümüz ‘Pay İt Forward’ projemiz ile köy okulu yardıma muhtaç algısını kırdık ve ‘Kelebek Hastası Çocuklar’ yararına kermes düzenleyip, 400 kutu ilaç topladık. Öğrencilerimle birlikte artık Kelebek kardeşlerimiz var diyoruz.”

10 BİN GÖRÜNTÜLEME

Uzaktan eğitim süreci başlayınca velileriyle hemen bir Whatsapp grubu kuran Nevzat öğretmen, öğrencilerin motivasyonlarını arttırmak ve okul bağlarının zayıflamaması için yaptığı çalışmaları şöyle özetledi:

“Whatsapp grubunda olmayan velilerle de SMS grubundan bilgilendirmeler yaptım. Pandemi süreci uzayınca Zoom üzerinden ders yapmaya başladım. Evinde interneti olmayan öğrencilerimi arayıp onlara telefondan “Kırmızı Fili Gördünüz mü?” masalını anlattım, hikaye çok hoşlarına gitti. Süreç ilerledikten sonra köye giderek sosyal mesafe kurallarını gözeterek onlara hikaye kitabı, etkinlik kitabı, kodlama çalışmaları ulaştırıp bu çalışmaları yapmalarını sağladım.1 köy ve 5 mezrada bulunan öğrencilerime gruplayarak; dijital eşlestirme, puzzle, anket gibi çalışmaları gönderip yapmalarını sağladım. Uluslararası düzeyde yürüttüğümüz eTwinning projelerimizin evde yürütülebilir etkinliklerini tamamladık. Yol gösterici olması için bir video hazırlamıştım. Yaptığım bu çalışmayı 10 binden fazla öğretmen görüntüledi.”

ORMANIN İÇİNDE BİR OKUL

23 yıldır öğretmenlik yapan ve 16 yılını Erzurum’da sınıf öğretmeni olarak geçiren Fatma Ayan, son 7 yıldır da Alanya’daki Mahmutlar Kılıçarslan İlkokulu’nun müdürü olarak mesleğine devam ediyor. Bu okul, Alanya merkeze 25 kilometre uzaklıkta yayla yolu üzerinde küçük bir köy okulu. Merkeze uzak olmalarının birçok zorluğu beraberinde getirdiğini belirten Fatma öğretmen, şöyle dedi:

“Okulumuza gelen herhangi bir belediye aracı veya otobüs yok. Okula gelmek için özel aracınızı kullanmak zorundasınız veya bu bölgede oturmanız gerekiyor. Bu yüzden çok zorluk yaşıyoruz. Ama okulumuz muhteşem doğasıyla tam bir orman okulu. Doğa ile iç içe ders yapmak çok keyifli oluyor.”

MİCROSOFT’TAN ÖDÜL

Fatma öğretmen, devralındığında 14 öğrencisi ve tek öğretmeni olan okulunda gerçekleştirdiği değişiklikleri şöyle ifade etti:

“Okulda fiziki yapının düzenlenmesiyle ve yaptığımız atölye çalışmalarıyla bir açık hava kütüphanesi kurduk. Bu kütüphane bana ‘Sabancı Vakfı Fark Yaratan’ ödülünü kazandırdı. Türkiye’nin ilk ve tek olan kütüphanemizde 8000 kitabımız var. Güzel bir kütüphanemiz olmuştu ama öğrencilerimiz ilkokul öğrencisi olduğu için kitapların hepsinden faydalanamıyor. Üzerinde düşündüm ve ‘Bana Ne Öğretmek İstersin’ projesini başlattım. Alanında uzman kişiler gelip okulumuzda eğitimler verdi. Gelemeyenler de internet üzerinden eğitim verdi. Bu projem Microsoft tarafından ‘Harikalar Yaratan Öğretmen’ ödülüne layık görüldü ve Kanada’da ülkemizi temsil etme şansı yakaladım.”

KOLEJDEN TRANSFER

Fatma öğretmen, öğrencileri için tarım, hayvancılık, ahşap, el sanatları, robotik, kodlama, resim, jimnastik, satranç, tekvando, folklor gibi birçok konuda eğitim almalarını sağlamış.

Hayata geçirdiği güzel projelerle okulunun “Modern Köy Enstitüsü” olarak tanınmasını sağlayan Fatma öğretmen diğer projelerini şöyle aktardı.

“Kuşlar için ‘Bir Damla Umut’ projesi yaptık. 3 yıldır 27 Aralık günü kuşlara hazırladığımız yemlikleri asıyoruz. Bugüne kadar projeye 40000 öğrenci ve 25 ülke katıldı. Yine ‘Kendi Atkımı Örüyorum’ projesiyle yoğurt kovasından tasarladığım bir aparatla atkı örmeye başladık. Son projemiz ise şehirler ve kokulardı. 81 ilden öğretmen ve öğrencilerle gerçekleştirdiğimiz projede; her şehrin kendine ait olan kokusu bulundu ve Alanya’da muhteşem bir festival ile tanıtıldı. Alanya’nın kokusu, tüm Türkiye’ye yayıldı. 400 misafir ağırladık ve festivalin tüm masraflarını bulduğum sponsorlar karşıladı. Alanya’ya gelen öğrencilerin çoğu hiç deniz görmemiş ve hiç otelde kalmamış çocuklardı, onların mutluluğu görülmeye değerdi. Ayrıca yaptığımız bu çalışmalar bölgenin de dikkatini çekti ve Rus öğrenciler okulumuzu tercih etmeye başladılar. Kolejden öğrenci transfer eden bir okul olduk.”

ÖĞRETMEN: GİTTİĞİ YERİN KADERİ

15 yıldır köy öğretmeni olarak mesleğine devam eden Şeyma Gür, uzun yıllar Diyarbakır’da bulunduktan sonra üç yıldır Elazığ’da Sarıcan İlkokulu’nda öğretmenlik yapıyor. Köy öğretmeni olarak çok fazla anı ve tecrübe biriktiren Şeyma öğretmen, “Köyde öğretmen olmak bana fazlasıyla mesleki doyum kazandırıyor. Eğer mesleğinizi ve gözlerinize ışıl ışıl bakan çocuklarınızı seviyorsanız, çalıştığınız yerin şehrin hiç önemi yok. Hep dediğim gibi öğretmen gittiği yerin kaderidir. Bu anlamda bize kader ortaklığı yapan KODA iyi ki var” dedi.

Pandemi sürecinin en çok eğitimi etkilediğinin altını çizen Şeyma öğretmen, kırsal alanda çalışan bir öğretmen olarak, veliler, öğrenciler ve öğretmen arkadaşlarıyla kurduğu dostluk ilişkilerinin meyvelerini bu zor dönemde topladığını vurguladı.

Şeyma öğretmen, “Öğrencilerimle düzenli ders ve aile katılımlı harika etkinlikler yaptık. Dolayısıyla uzaktan eğitimin dezavantajını avantaja dönüştürdük. Okullar açılmazsa uzaktan eğitime devam edilecek gibi görünüyor ama açılsa da uzaktan eğitim artık hayatımızın önemli bir parçası olacak. Kırsal alanlarda ve köylerde var olan alt yapı ve bilişim sorunları mağduriyet yaşanmasına sebep oluyor. Öğretmenlerin problem çözme becerisi ve teknolojik alt yapının iyileşmesi bu sıkıntıları ortadan kaldıracaktır” dedi.

FİNLANDİYA BENZETMESİ

“Mutlu Öğrenci, Mutlu Öğretmen” mottosuyla mesleğine devam Şeyma öğretmen, pandemi sürecinde öğrencilerinin okulu özleten bir öğretmen olarak neler yaptıklarını şöyle sıraladı:

“Okulumuz bulunduğumuz ilde atölyeleri ve yaşam merkezleriyle fark yaratan bir okul. Hatta okulumuza küçük Finlandiya benzetmesi yapılıyor. Okulda bulunan merkezler çocukları sevgiyle ve ilgiyle okula çekiyor. Tarım odası, tavşan bakımı, kuş bakımı, balık bakımı, solucan üretimi öğrencilerin hayatta iç içe olmasını ve ilgiyle okula gelmesini sağlıyor. Okulun koridorları öğrencilerin emekleriyle dolu. Öğretmen arkadaşlarımın ve okul idaresinin desteğiyle, bir uzay odası oluşturduk. Ayrıca teleskop ile gece gözlemleri yapıyoruz. Bunun yanı sıra ‘Durakta Matematik Projesi’ ile tüm ilçeye matematiğin gülen yüzünü anlattık.”

ÇEYİZDE DARBELİ MATKAP

Tuğçe Çapık, Diyarbakır’ın Ergani ilçesine 21 kilometre uzaklıktaki Soğuktepe köyünde 5 yıldır öğretmenlik yapıyor. Hiç köye gitmemiş biri olarak köyde öğretmen olmayı, “Tam bir deneyim cümbüşü” diye ifade eden Tuğçe öğretmen tecrübelerini şöyle aktardı:

“Ömrümde hiç soba görmemiştim, tezek nedir bilmezken; kendimi ‘Çocuklar kömür bitti, koşun tezek getirin de güzelce yansın.’ derken buluverdim. Köyde tek olduğunuzda o okulun herşeyi siz oluyorsunuz. Mesela tuvaletlerde bir sorun olduğunda tesisatçı, okulun boyası döküldüğünde boyacı, her gün sobayı yakmaktan bahsetmiyorum bile. Ama bunların her biri size kendine yetebilen bir birey olma yolunda önemli olanaklar sağlıyor. Mesela köyde öğretmenseniz çeyizinizde artık bir adet darbeli matkap oluyor. Köyde çalışmak beni çok daha iyi bir insan olmaya, sadece kendini değil de ‘Biz’i düşünmeye ve bir şeyleri değiştirebilecek o sihirli değneğin benim elimde olduğunu öğretti. Çocuklarım için çaba sarf etmek onların gerçek anlamda dünyaya açılan kapıları olmak harika bir duygu.”

KODA’DAN ÇATI GÖREVİ

Köy okulu denildiğinde; fiziki şartları iyileştirme veya kıyafet, kırtasiye yardımı yapılması gibi konuların akla geldiğini belirten Tuğçe öğretmen KODA’nın bu algıyı nasıl değiştirdiğini şöyle anlattı:

“KODA, köylerdeki öğretmenlerin önceliğe alınması gerektiğini ortaya koydu. Çünkü bir öğretmenin mesleki yeterliliği geliştirdiğinde kelebek etkisi yaratır. Bu noktada öğretmene yalnız olmadığını ve aynı şeyleri yaşayan birçok öğretmenin var olduğunu gösteren büyük bir çatı görevi görüyor. Mesleğimin başlarındayken hissettiğim o yalnızlık duygum artık yok. Yine aldığım KODA eğitimleri sayesinde mesleki olarak donanımımın geliştiğini düşünüyorum. Bu mesleki kapasitemdeki artış okuluma ve öğrencilerime de olumlu olarak yansıyor.”

MEZRADAKİ PİCASSO

Düşünülenin aksine köydeki öğretmenlerin, öğrencilerine kazanımlar sağlaması açısından daha fazla imkana sahip olduğunu belirten Tuğçe öğretmen çalışmalarını şöyle anlattı:

“Geçen yıl kuruculuğunu yaptığımız ‘Gamepal’ projesinde İspanya, Hırvatistan, Romanya, Fransa ve İtalya ortaklı oyun temelli proje gerçekleştirdik. Henüz ilçeye bile gidemeyen çocuklarım farklı ülkelerden arkadaşlar edinerek onların dahil olduğu projenin yürütücülüğünü üstlendiler. Bu yıl gerçekleştirdiğimiz ‘Activitypal’ projemizde; Bulgaristan, Romanya ve Türkiye olmak üzere 60 ortakla yine proje kuruculuğunu ve yürütücülüğünü yaptık. Bir mezra okulu olmamıza rağmen yaratıcılığımızı sınırlamadık ve hazırladığımız etkinliklerle diğer proje ortaklarımıza öncülük ettik. Örneğin atık materyallerle fotoğraf makineleri tasarladık. Atık kartonlar ile hazırladığımız Picasso Maskeleri ile canlandırma etkinlikleri gerçekleştirdik. Bunun sonucunda geri dönüşümün önemi üzerine öğrencilerimizde farkındalık oluşturmayı sağladık.”

DIŞARIYA AÇILAN KAPILAR

11 yıldır öğretmenlik yapan Tuğba Harmankaya, Şırnak- Beytüşşebap, Bursa- Gemlik ve Muş’un birkaç köyünde birleştirilmiş sınıflı okullarda müdür yardımcılığı ve okul müdürlüğü görevlerinde bulunmuş. Şimdi aktif olarak il milli eğitim müdürlüğü bünyesinde yerel proje uzmanı olarak çalışıyor ve dezavantajlı durumdaki okullara eğitim öğretimin geliştirilmesine yönelik projeler oluşturuyor. Bu görevler arasında köyde öğretmeni olmanın tadının bir başka olduğuna vurgu yapan Tuğçe öğretmen, şöyle dedi:

“Köy öğretmeni olarak; öğrencilerimize, velilerimize ve köydeki diğer bireylere faydalı olabilmeyi düşünmek bizi köyün gelişimi ve ilerlemesi noktasında da önemli kılıyor. Bizler köyde dışarı açılan kapılarız.  Köy öğretmeninin köy muhtarı ve köy imamı gibi varsa sağlık çalışanları ile anlamlı iletişimler kurması köyde ortak yaşam içinde faydalı bir süreç.”

Uzaktan eğitim sürecinde, telefonun dahi çekmediği köylerde öğrencileriyle iletişim kurmakta zorlandıklarını vurgulayan Tuğba öğretmen, süreçten taşrada bulunan çocukların daha çok etkilendiğini belirtti.

Kısıtlı imkanlarla öğrencilerine ulaşma konusundaki umudunu yitirmeyen Tuğba öğretmen, şöyle devam etti:

“Öğrencilerimden çok uzak kalmıştık. Tuğçe öğretmen ile bir araya gelip neler yapabileceğimizi konuştuk. Sonunda ‘Çocuk Köyde eTwinning Projesi’ kapsamında farklı bölgelerden gönüllü; 9 öğretmen, 1 çizer ve 1 ölçme değerlendirme uzmanı bir araya gelerek, pandemi sürecinde öğrencilerimizin eğitimden uzak kalmamaları için Çocuk Köyde Dergisi’ni (ÇOKÖ) tasarladık.” ARKA

KAPAKTAKİ FOTOĞRAF

ÇOKÖ ile çocukların aileleriyle birlikte kaliteli vakit geçirmesine rehberlik etmeyi planladıklarını belirten Tuğba öğretmen, şöyle devam etti:

“Çocukların telaffuz ederken hoşuna gitmesini önemsedik ve dergiye ÇOKÖ ismini verdik. Dergi kapağımızın her sayısında yazarlarımızın okullarına yer verdik. Bunu yapmakta ki amacımız ise aidiyet duygusunu dergiyi ellerine ilk aldıkları anda hissetmelerini sağlayabilmekti. Ayrıca ÇOKÖ’nün arka kapağında çocuklar öğretmenlerinin fotoğraflarıyla karşılaştılar. Bu sayede pandemi süreci boyunca ayrı kaldıkları öğretmenlerini görerek bir nebze de olsa uzakları yakın etmeyi amaçladık. Yine “Öğretmenime Mektup” bölümüyle çocuklarımızın buradaki paylaşımlarıyla bu süreç boyunca yaşadıkları hakkında bilgi sahibi olmak istedik. Arkadaşım Beyin, Çılgın Fenci ile Deneyler, Çoköbik gibi karakterlerle de eğlenerek öğrenmelerini amaçladık.” (Kaynak: Sivil Sayfalar)

30.07.2020 (Haber Merkezi)